Kahve, kola ve genellikle gazlı içeceklerin bünyesinde yaygın şekilde görülen kafein maddesi ile çayda bulunan tein maddesinin kan dolaşımı başta olmak üzere sağlığımızı olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. İdrar söktürücü etkileriyle sıvı kaybına yol açan bu içecekler, bununla birlikte vücut üzerinde kalsiyum kaybınıda sağlamaktadır. İnsanın sinirli, huzursuz ve psikolojik bozukluklar yaşamasını sağlayan bu içecekler, kalp atım hızını arttırarak göğüste sıkıntı hissi uyandırır.

Bu içeceklerin tüketimini azaltmamız kesinlikle sağlığımız açısından önemli iken, bu içecekleri azaltmak için şu yolları denememiz önerilir:

- Bırakmak için motive olun ve zararlarını bilinç altına yerleştirin,
- Sıcak içeceklerde sıcak çikolata ve ılık süt gibi tercihlere yönlenin,
- Soğuk içeceklerde meyve oluşumu ile birlikte ön plana çıkan taze sıkılmış içecekleri tercih edin,
- Sıkça temiz bir havada yürüyüş yapın,
- Günde 1-2 bardak süt ile hazırlanan kahve ve 2 bardaj açık poşet çayı için,

Birçok hastalığın ve rahatsızlığın ana maddesi olarak gösterilen stres, kişinin bu duruma verdiği psikolojik tepkiler dolayısıyla saç dökülmesine neden olabilmektedir.Genellikle saç dökülmesine neden olan stres biçimleri; sevilen birinin ölümü, sevgiliden ayrılık, iş kaybı ve diğer tüm ciddi stres tiplerinde görülmektedir. Tıp dilinde bu durum telojen affeluvium olarak adlandırılırken, kronik, sinsi, yavaş gidişli saç dökülmeleri, dış etkilerin yanında psikonevrozlar ve kronik anksiyet nedeniyle de görülebilir.

Tıpta Alopesi areata olarak adlandırılan saç kıran sorunu da stres gerekçesiyle ön plana çıkarken, 2 ile 2.5 santimetre çapında dairesel saç dökülmeleri gerçekleşebilir. Bu durum her iki cinste de görünebilirken, çoğu vaka stres sonucunda kendiliğinden iyileşir.

Çevre kirliliğinin, hem insanlarda hem de vahşi doğada erkekleri zayıf cins haline getirdiği bildirildi. İngiliz Independent gazetesinde yayımlanan bir rapora göre, günümüzde yaygın biçimde kullanılan kimyasallar, insanlar dâhil olmak üzere balıktan memelilere kadar omurgalıların her türünde erkekleri feminenleştirdi, üreme organlarıyla dölleme kabiliyetlerine zarar verdi.

Raporun yazarı, kimyasalların sağlık üzerindeki etkilerini incelemekten sorumlu eski hükümet danışmanı Gwynne Lyons, araştırmanın, erkeklerin temel özelliklerinin tehdit altında olduğunu gösterdiğini belirtti.

Rapor, vahşi doğa ve insanların son yıllarda 100 binden fazla yeni kimyasala maruz kaldığını, Avrupa Komisyonu’nun bunların yüzde 99′unun gerektiğince düzenlenmediğini kabul ettiğini ve bu kimyasalların yüzde 85′i ile ilgili doğru güvenlik bilgisinin dahi verilmediğini ortaya koydu.

Raporda, bu kimyasalların çoğunun, hormonlara zarar verdiklerinden “endokrin bölücüleri” olarak tanımlandığı, gıda ambalajı, kozmetikler, bebek pudraları, mobilya ve elektrikli eşyalar gibi birçok ürünün bu tür kimyasalları içerdiği kaydedildi.

CHEMTrust vakfı tarafından yayımlanan ve dünya çapında 250′den fazla bilimsel araştırmanın kullanıldığı raporda, temelde vahşi yaşama odaklanıldığı ve kimyasalların, kutup ayılarından, okyanusların derinliklerinde yaşayan balinalar, yükseklerde uçan şahin ve kartallara kadar türler üzerindeki etkilerinin tespit edildiği bildirildi.

Raporda, “Omurgalı hayvanların (kılçıklı balıklar, hem karada hem suda yaşayanlar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler dahil olmak üzere) her temel sınıfındaki erkek türleri, çevredeki kimyasallardan etkilenmiş. Birçok omurgalı türünün erkeklerinde feminenleşme şu anda yaygın bir hadise” sonucuna varıldı.

Raporda kullanılan araştırmaların sonuçları

Raporun hazırlanmasında kullanılan bazı araştırmaların sonuçları şöyle sıralanıyor:

“Japonya’da, Benin’de ve Afrika’da tatlı su balıklarıyla Kuzey Denizi, Akdeniz, Osaka Körfezi ve ABD’nin batı sahilindeki Puget Sound’da tuzlu su balıklarının erkeklerinde feminen etkiler gözlendi.

ABD’nin Florida eyaletinde tarım ilacına maruz kalan erkek timsahlarda daha düşük testosteron ve daha yüksek ostrojen sevileri tespit edildi. Bu hayvanların, testislerinde anormallik, üremelerinde başarısızlık ve daha küçük penislere sahip oldukları saptandı.

Uzmanlar, kadın hastalıklarında her belirtiye önem vermenizi ve ihmal etmemenizi öneriyor. Jinekoloji uzmanları, kadın dünyasını etkileyen hastalıklarla ilgili bilgiler verdi… Erişkinlik döneminden önce erkeklerle aynı sağlık sorunlarını paylaşan kadın adayları, kadınlığa ilk adımlarını attıkları genç erişkinlik çağında hormonal değişimlerle birlikte farklı sorunlar yaşamaya başlarlar.

Hamilelik süreci, doğum ve doğum sonrasında bir anne olarak daha pek çok sorunla karşılaşan kadınlar, anne-bebek ilişkisinin sonucu bebeğin sağlık sorunlarından da etkilenirler. Bu nedenle kadın sağlığına önem veren tüm toplumlarda, jinekoloji, kadın-doğum, tüp bebek merkezi gibi sağlık ünitelerinin verdiği hizmetin kalitesi, kapsamı ve deneyimi çok önemlidir.

Kadına düşen görevler de var
Kadın sağlığını olumsuz etkileyen özellikle kanser gibi ciddi sonuçlar doğuran hastalılarda, tanı ve tedavi yöntemleri kadar, kadınların alması gereken önlemler de büyük önem taşımaktadır. Kadınların vücutlarındaki değişimlere karşı duyarlı olmaları, bunu bir jinekologla paylaşmaları ve düzenli kontrollere gitmeleri büyük önem taşımaktadır. Kadınlar, yılda bir kez yaptıracakları mamografi, smear testi, diyabet (şeker hastalığı) için açlık kan şekeri ölçümü ve kadın check-up ile sağlıklarından emin olabilirler.

Bu uyarıları dikkate alın
- Kadın hayatında uzun bir süreci kapsayan adet dönemi, bünyesel faktörler ve sosyal yaşam düzeni gibi pek çok faktöre bağlı olarak, kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Kanama süresi, miktarı, ağrılı ya da sorunsuz atlatılması gibi bu farklılıklar kişinin yaşam düzenini de etkileyebilir.

- Adet döneminde hormonal değişimler yaşayan kadınlarda; sinirlilik, halsizlik, mutsuzluk vb. gibi istem dışı dışavurumlar gözlenebilir. Yakın çevresindeki kişilerin daha anlayışlı yaklaşımı, onun bu dönemi daha rahat atlatabilmesine yardımcı olacaktır.

Partneriniz size, ‘Bundan sonra sen doğum kontrol hapı kullancaksın’ derse şaşırmayın! Spermin hareketlerini kontrol eden yeni bir genin incelenmeye başlanması ile erkekler için doğum kontrol hapı üretilmesi imkânı doğdu.

Erkeklerin kullanabileceği doğum kontrol hapı yolda. Artık onlar da ‘haplanarak’ partnerlerinin hamile kalmasını engelleyebilecek.

Iowa Üniversitesi bilim adamlarının tespit ettikleri ‘Catsper 1′ adı verilen genin yaydığı proteinler engellendiğinde spermlerin yumurtaya girme anında yaydıkları enerji aktiviteleri düzensizleşiyor ve döllenmenin gerçekleşmesi engelleniyor.

Kalıtsal sağırlık şikayeti ile gelen İranlı bir hastanın ailesindeki kısırlık problemini incelerken genin etkilerini ortaya çıkaran bilim adamları ‘Catsper 1′in kontrol ettiği proteinlerin salınımı engellendiği takdirde spermlerin yumurtayı dölleyemeyeceğini iddia ediyor. Sonuçları İnsan Genetiği Dergisi’nde yayınlanan araştırmaya göre geliştirilecek bir erkek doğum kontrol hapı en az kadın doğum hapları kadar etkili olabilecek.

İçinde paroxetine ve fluoksetin gibi etken maddeli anti-depresanlar sperm tahribatına yol açıyor. Sağlık Araştırmaları sitesinde yer alan bir araştırmaya göre, sık sık kullanılan anti depresanların erkeklerin üreme fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyebileceği belirtiliyor.

35 gönüllü erkek üzerinde yapılan bir araştırmada, kişilere paroxetine adlı anti-depresan ilaç verildikten sonra spermlerinin yapısı incelendi. Çalışma grubunda paroxetine tedavisinden önce ortalama yüzde 13.8 olan parçalı DNA oranının, tedaviden yaklaşık 4 hafta sonra yüzde 30.3 değerine yükseldiği görüldü.

Aynı araştırma ekibi, 2006 yılında sinir siteminde serotonin düzeyini arttıran 2 tür anti-depresan ilacın erkeklerde sperm sayısında azalmaya da neden olduğunu rapor etmişlerdi. Diğer bazı araştırmalarda ise SSRI grubu ilaçların erkeklerde libido azalmasına, kadınlarda ise düşük doğum ağırlıklı bebek doğumuna neden olabileceği sonuçlarına ulaşılmıştı.

Almanya’da yapılan bir araştırmada, halk arasında dilden dile dolaşan cinsellikle ilgili yanlış bilinenler açıklandı. Araştırma sonucunda çıkan gerçekler asırlardır tabu gibi bilinen değerlendirmelerin asılsız olduğu ortaya çıktı. İlişkiler ve cinsellikle ilgili yanlış bilinenler şöyle:

- Kadınlar erkeklerden kıskançtır: Tam tersine erkekler biyolojik yapı olarak, eşlerine kadınlardan çok daha fazla kıskançlık yapar.

- Kel erkekler cinsel açıdan diğerlerine göre çok daha güçlüdür: Yanlış. Kel olan erkeklerin kanlarında daha fazla testesteron hormonu bulunabilir ama bunun cinsel iktidarla bir ilgisi yok.

- Sünnetli erkek daha geç ereksiyon yaşar: Yanlış. Sünnetli erkekler ile sünnetsiz erkekler arasında cinsel yaşamları açısından herhangi bir farklılık bulunmuyor.

- Seksten sonra sırtüstü yatmak hamileliği kolaylaştırır: Yanlış. Bu inanış, spermlerin rahime daha kolay ulaşabileceği varsayımı üzerine kuruludur ancak spermler zaten yolunu kolayca bulur.

- Çok fazla cinsel ilişki kadının vücudunu yıpratır, bacak ve karın kasları gevşer: Tam tersi kadın ne kadar çok cinsel ilişki yaşarsa, kalça kasları da o oranda güçlenir.

Erken boşalma sorunu olduğunu düşünen erkeklerin, diğer erkeklerden sadece 31 saniye daha erken orgazm olduğu saptandı. Uzmanlar, bu durumun da aslında gayet normal olduğunu, büyütülecek bir sorun olmadığını belirtiyor.

Alman bilim adamları, erken boşalma sorunu olduğunu düşünen birçok erkeğin, herhangi bir fizyolojik bozukluğunun olmadığını belirledi.

Rheinische Post gazetesinde yer alan haberde, ürolog Frank Sommer’in 45 çift üzerinde yaptığı araştırmaya yer verildi. Çiftleri kronometreyle yatağa gönderen Sommer, erken boşalma sorunu olduğunu düşünen erkeklerin, diğer erkeklerden sadece 31 saniye daha erken orgazm olduğunu saptadı.

Araştırmaya 25 ila 40 yaşlarında toplam 45 erkek katıldı. Bunlardan 15’i erken orgazm olmaktan şikâyetçi, 15’i cinsel hayatından memnun kişiden, kalan 15’i ise Avrupa’da görevli ürologlardan oluştu.

Erkeklerin eşlerinin penetrasyon ile orgazm arasındaki süreyi ellerindeki kronometreyle ölçtüğünü belirten Sommer, erken boşalmaktan şikâyetçi erkeklerin ortalama 2 dakika sonra, memnun erkeklerin 3 dakika sonra, ürologların ise yaklaşık 6 dakika sonra orgazm olduklarını söyledi.

Evliliklerde çiftleri birbirinden uzaklaştıran en büyük etken cinsel yaşama yeniliklerin kazandırılmaması. Evli çiftlerin zaman içinde ara ara ilişkilerini gözden geçirerek yeni bir boyut getirmeleri gerekir.

Cinsel soğukluk, partnere yetişme çağında ailenin cinsellik konusunda gösterdiği tutuculuğa bağlı olabiliyor.

Diğer bir neden de, gençlik çağındaki ilk deneyimde meydana gelmiş bir zorlama ya da partnerin doğru kelimeleri ve dokunuşları bulamamasından doğan ters etkilenmenin yıllar sonra ortaya çıkması.

İlk gece korkusu

Evliliğin ilk gecesinde kadının kendini kasması ilişkiden haz almasından çok acı duymasına neden olmuş olabilir.

Erkeklerde orgazma ulaşma anında meni sıvısının çok erken ve kontrolsüz bir şekilde boşalmasıdır. Bu durumun tarifi; erkeğin henüz boşalmak istemediği halde boşalmasıdır.

Erken boşalma; cinsel ilişki sırasında veya cinsel ilişkiye başlamadan önceki aşamada meydana gelebilir. Erken boşalma sorunu olan bir erkek bu sorundan dolayı ciddi psikolojik sıkıntılar yaşayabilir.

Birçok erkek hayatlarının bir döneminde kontrolsüz veya erken ejakülasyon problemi yaşamaktadırlar. Erken boşalma, erkeğin veya eşinin cinsel hayatında sorunlara neden olmaya başladığı noktada tıbbi bir problem olarak kabul edilir.

Erken boşalmaya neden olabilen çok sayıda etken vardır. Genellikle altta yatan neden psikolojiktir. Zihinsel ve duygusal sağlığı etkileyen stres, depresyon ve diğer faktörler bu durumu ortaya çıkarabilir. Nadiren fiziksel bir neden (prostat bezi inflamasyonu veya sinir sistemi fonksiyon bozukluğu gibi) de etken olabilir:

- Sempatik sinir sistemi hasarı (örneğin abdominal ameliyat sonrası)

- Pelvik kırıklar

- Prostat hipertrofisi ve prostatitis

- Üretrit

- Diabetes Mellitus (şeker hastalığı)

- Arteriosklerozis

- Kalp – damar hastalıkları

- Bölgesel genito-üriner hastalık

- Bölgesel duyu hasarı

- Polisitemi

- Polinörit

Tedaviye cevap kişiden kişiye değişir. Bazı erkekler çok çabuk bir şekilde tedaviden faydalanabilirler.

Erken boşalmanın temel belirtileri

- Boşalma küçük cinsel uyarılarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelir.

- Cinsel tatminde azalma

- Suçluluk, utanç ve hayal kırıklığı hissi

Erken boşalma tanısı

Toplam 45 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...102030...Son »